Kayıtlar

Temmuz, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Rabbimiz, bizleri iffetli ve temiz bir yaşam sürdürmemiz için yarattı.

 Sevgili Kardeşlerim, Müstehcenlik, ahlaki değerlerimize ve İslam'ın temel prensiplerine aykırıdır. Rabbimiz, bizleri iffetli ve temiz bir yaşam sürdürmemiz için yarattı. Kur'an-ı Kerim'de Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu, onlar için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarından haberdardır." (Nur Suresi, 30). Aynı şekilde mümin kadınlara da gözlerini haramdan sakınmalarını ve iffetlerini korumalarını emretmektedir (Nur Suresi, 31). Müstehcenlik, sadece bireysel ahlaka zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda toplumsal yapıyı da bozar. Toplumumuzun temeli ailelerdir ve ailelerin sağlam, sağlıklı ve ahlaki değerlere bağlı olması gerekir. Müstehcenlik, ailelerin bütünlüğünü tehdit eder ve toplumun genel ahlaki yapısını zayıflatır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin iman bakımından en olgunu, ahlakı en güzel olanıdır. Sizin en hayırlınız ise ai

Rabbimiz, bizleri kusursuz yaratmadı. Her birimiz, çeşitli eksiklikler ve kusurlarla dünyaya geldik.

 Sevgili Kardeşlerim, Rabbimiz, bizleri kusursuz yaratmadı. Her birimiz, çeşitli eksiklikler ve kusurlarla dünyaya geldik. Bu eksiklikler ve kusurlar, bizleri daha mütevazı, daha sabırlı ve daha anlayışlı kılmak içindir. İnsanın kendisini kusurlarıyla birlikte kabullenmesi, Allah'ın hikmetine ve takdirine razı olması demektir. İslam, insanın kendisini olduğu gibi kabul etmesini ve Rabbine teslimiyetle yaklaşmasını öğütler. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Her insan hata eder. Hata edenlerin en hayırlısı, hatalarından dönenlerdir." (Tirmizi, Kıyamet, 49) Bu hadis, insanın hata yapabileceğini, ancak önemli olanın hatalarından ders çıkarıp, doğru yola dönmesi olduğunu bizlere hatırlatır. Kendimizi kusurlarımızla kabul etmek, öncelikle Allah'ın takdirine razı olmak anlamına gelir. Allah, bizleri en iyi bilen ve en iyi takdir eden Rabbimizdir. O, bizlere en uygun olanı vermiştir. Kendi kusurlarımızı kabul etmek, Allah'ın hikmetine olan inancımızı güçlend

Bulan özünü, gören yüzünü

 Bulan özünü, gören yüzünü,  Bir yüzü dahi görmek dilemez.  Vuslatta olan, hayrette kalan,  Hem benzi solar ağlar gülemez yar  * Ben aşkına göster yüzünü  Bir kez öpeyim ela gözünü yar  Aşık olagör, onun olagör Sadık olagör, meftun olagör * Her şamüseher odlara yanan Hem benzi solan ağlar gülmez Vuslatta olan, hayrette kalan Hem benzi solar, ağlar gülemez.     "Bulan özünü, gören yüzünü," Bu mısra, sevilen kişinin iç dünyasına ve dış görünüşüne olan özlemi ifade ediyor. "Bulan özünü" ifadesi, içsel kimliğe, ruha olan bağlılığı işaret ederken, "gören yüzünü" ise dış görünüşe ve bu görünüşü görmek istemeye atıfta bulunuyor.     "Bir yüzü dahi görmek dilemez." Burada ise ironik bir durum söz konusu. Şair, sevilen kişinin yüzünü görmek istemesine rağmen, bu dileğinin gerçekleşmediğini ve sevilen kişinin yüzünü göstermek istemediğini ifade ediyor.     "Vuslatta olan, hayrette kalan," "Vuslat" kelimesi, ayrı olanların bir araya gelm

Zenginlik ve fakirlik imtihanı..

 Sevgili Kardeşlerim, Rabbimiz, bizleri farklı şekillerde imtihan eder. Bu imtihanlardan biri de zenginlik ve fakirliktir. Zenginler, sahip oldukları mal ve mülk ile; fakirler ise bu nimetlerden mahrum kalarak imtihan edilirler. Bu imtihanın hikmeti, bizlerin sabır, şükür, cömertlik ve yardımlaşma gibi erdemleri öğrenmemiz ve uygulamamız içindir. Zengin kardeşlerim, sizler malınızla imtihan edilmektesiniz. Rabbimiz, size verdiği nimetlerle nasıl davranacağınızı görmek istemektedir. Allah, malınızdan infak etmenizi, ihtiyaç sahiplerine yardım etmenizi ve cömert olmanızı emretmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Veren el, alan elden üstündür." (Buhari, Zekat, 18) Zenginlik, bir imtihandır ve bu imtihanda başarılı olmanın yolu, malınızı Allah yolunda harcamak ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmektir. Malınızı sadece kendiniz için kullanmak, cimrilik etmek ve fakirleri görmezden gelmek, bu imtihanı kaybetmenize sebep olabilir. Fakir kardeşlerim, sizler de sabır

Bir müjde!

Resim
  Ey Müslümanlar Allah'ın selamı üzerinize olsun. Bugün sizlerle önemli bir müjdeyi paylaşmak istiyorum. NoRiba.Finance projesi, İslam'ın öğretileri doğrultusunda faizsiz ve borçsuz bir finans sistemini hedeflemektedir. Bu sistem, insanların kardeşçe yardımlaşabileceği, ticaret yapabileceği ve barış içinde bir arada yaşayabileceği bir ortam sunmayı amaçlamaktadır. Proje, NoR adı verilen bir dijital para birimi üzerine inşa edilmiştir. NoR, sizlerin günlük hayatında ödemeler yapmanızı, alışveriş yapmanızı ve birbirinizle etkileşimde bulunmanızı sağlayacak pratik bir araç olarak tasarlanmıştır. Bizler, bu projenin Hz. Peygamber'in (aleyhisselam) öğretileriyle uyumlu olduğuna inanıyoruz ve sizleri de bu mücadelemize katılmaya davet ediyoruz. İslam'ın ekonomik adalet ve kardeşlik mesajlarını yayma yolunda attığımız bu adımları desteklemenizi ve bizimle birlikte bu değerleri dünyaya yaymanızı bekliyoruz. NoRiba.Finance projesi, İslam'ın rahmet dolu öğretilerini yeryüzünd

Bugün zamane cihadı, kılıç ile değil, bilgi ve teknoloji ile yapılmaktadır..

 Zaman değiştikçe, şartlar ve mücadele yöntemleri de değişir. Geçmişte cihad, kılıç ve kalkanla yapılırdı. Bugün ise zamane cihadı, kılıç ile değil, bilgi ve teknoloji ile yapılmaktadır. İslam’ın değerlerini korumak ve yaymak için teknoloji ve bilgiye hakim olmak zorundayız. Cihad, yalnızca savaş meydanlarında değil, aynı zamanda kalemle, bilgiyle ve teknolojiyle de yapılabilir. Kur’an-ı Kerim'de Allah, bizlere ilim öğrenmeyi ve bilgiyi yaymayı emretmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de, "İlim öğrenmek her Müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır." buyurarak, ilim öğrenmenin önemine dikkat çekmiştir. Bugün, bilgiye ulaşmanın ve bilgiyi yaymanın en etkili yollarından biri teknolojidir. Teknolojiyi doğru ve etkin bir şekilde kullanarak, İslam’ın mesajını dünyaya ulaştırabiliriz. İnternet, sosyal medya, dijital yayınlar ve diğer teknolojik araçlar, İslam’ı doğru bir şekilde anlatmak ve insanlara hakikati ulaştırmak için büyük fırsatlar sunmaktadır. Ey Müslümanlar, teknolojiy

Allah, faizi kesin bir dille yasaklamıştır.

 Bankaların topluma etkileri artık anlaşılmalı. Ailelerin dağılmasına yol açan yine bu bankalar. Bu milletin düşmanı yine bu lanet bankalardır. Bankalar Allah'la savaşıyorlar. Allah, faizi kesin bir dille yasaklamıştır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmuştur: "Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve eğer mümin iseniz, mevcut faiz alacaklarınızı bırakın. Eğer bunu yapmazsanız, Allah ve Resulü tarafından size açılmış bir savaş olduğunu bilin." (Bakara Suresi, 278-279). Bu ayet, faizin ne denli büyük bir günah olduğunu ve Allah'a karşı bir savaş ilanı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Faiz, insanların emeklerini sömüren, zenginle fakir arasındaki uçurumu derinleştiren ve toplumun ekonomik dengesini bozan bir sistemdir. Faizli işlemler, insanların borç batağına saplanmasına, ailelerin dağılmasına ve huzursuzlukların artmasına neden olmaktadır. Bankalar, bu sistemin merkezinde yer almakta ve toplumu bu girdaba sürüklemektedir. Bankaların topluma zararları sadece

Kınamalardan korkmadan çağını aydınlatan bir aydın, sadece kendi toplumuna değil, tüm insanlığa ışık tutar..

 Gerçek aydın, kınamalara korkmadan çağını aydınlatan kişidir. Bu söz, bir Müslüman'ın hayatında büyük bir anlam taşır. İslam, bize doğruyu söylemeyi, hakkı savunmayı ve adaleti her zaman ayakta tutmayı emreder. Kur'an-ı Kerim'de Allah şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun." (Tahrim Suresi, 6. Ayet) Bu ayet, bize sorumluluğumuzu ve cesaretimizi hatırlatır. Gerçek bir aydın, hakkı savunmaktan, adaleti tesis etmekten ve zulme karşı durmaktan asla çekinmez. Peygamber Efendimiz (s.a.v), hayatı boyunca haksızlıklarla mücadele etmiş ve bizlere en güzel örnek olmuştur. O, "Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; eliyle düzeltemezse diliyle düzeltsin; diliyle de düzeltemezse kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, İman 78) buyurarak, müminin zulme karşı durma sorumluluğunu vurgulamıştır. Kınamalardan korkmadan çağını aydınlatan bir aydın, sadece kendi topl

Kıyamet, iman edenler ve etmeyenler için büyük bir hesap günüdür..

 Ey Müminler, Biliniz ki, kıyamet günü Allah'ın belirlediği vakitte, O'nun izniyle gerçekleşecektir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmuştur: "Kıyamet saati mutlaka gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar." (Gafir, 40:59). Kıyamet, iman edenler ve etmeyenler için büyük bir hesap günüdür. İman etmeyenlerin üzerine kopacak olan bu büyük olay, onların dünyada işledikleri zulümlerin ve inkarlarının hesabını verecekleri gündür. İman etmeyenler, bu dünyada Allah'ın varlığını ve birliğini inkar etmiş, peygamberlerin mesajlarını yalanlamış ve Allah'ın yasalarına karşı gelmişlerdir. Kıyamet günü, bu inkarcılar için büyük bir dehşet ve korku günü olacaktır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmuştur: "İnkar edenler için gök ve yer açılmayacak ve onlar cennete giremeyeceklerdir; deve iğnenin deliğinden geçmedikçe. İşte suçluları böyle cezalandırırız." (A'raf, 7:40). Ey müminler, bizlere düşen görev, bu dünyada Alla

Dinimiz, akıl ve vicdan üzerine kuruludur..

 Ey müminler, Bugün üzülerek görmekteyiz ki, bazı insanlar dinimizin yanlış temsil edilmesi ve bağnazlık nedeniyle İslam'dan uzaklaşmaktadırlar. Bu durum, bizler için büyük bir üzüntü ve kaygı sebebidir. İslam, Allah'ın insanlığa gönderdiği son ve en mükemmel dindir. Bu dini yanlış anlamak ve yanlış anlatmak, büyük bir vebaldir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmuştur: "Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan ayrılmıştır." (Bakara, 2:256). Bu ayet, İslam'ın insanlara zorla kabul ettirilmemesi gerektiğini, aksine hikmet ve güzel öğütlerle anlatılması gerektiğini bizlere öğretir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de İslam'ı en güzel şekilde temsil etmiş, daima yumuşak huylu ve merhametli olmuştur. Onun ahlakı ve hikmeti, insanları İslam'a çekmiş, kalplerde iman nuru oluşturmuştur. Bağnazlık, İslam'ın ruhuna aykırıdır. İslam, akıl ve hikmet dinidir. Bağnazlık, dar düşünce ve anlayışla hareket etmek, insanları zorlamak ve katı kural

Erken kalkmak, güne Allah'ın adıyla başlamak ve O'na yönelmek..

 Ey müminler, Allah'ın emirlerine ve Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetine uymak, bizler için en doğru yoldur. Bu yolda, erken yatıp erken kalkmanın büyük bir önemi vardır. Sabah namazını kıldıktan sonra yeniden uyumamak, günümüzü bereketli ve verimli kılmak için önemli bir adımdır. Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: "Sabahın erken saatlerinde bereket ve başarı vardır." Erken kalkmak, güne Allah'ın adıyla başlamak ve O'na yönelmek, ruhumuza huzur ve kalbimize ferahlık verir. Sabah namazından sonra Kur'ân, hadis, tefsir ve ilmihal okumak, bilgi ve hikmetle donanmamızı sağlar. Bu, sadece manevi hayatımızı değil, aynı zamanda dünyevi işlerimizi de bereketlendirir. Çünkü Allah'ın kelamı ve Resulullah'ın öğretileriyle güne başlamak, işlerimize bereket getirir, günümüzü hayırlı ve verimli kılar. Peygamber Efendimiz'in (asm) sabahın erken saatlerinde bereket ve başarı olduğunu söylemesi, bizlere önemli bir hayat pren

Sayın Cumhurbaşkanı'na Açık Mektup: Faizsiz Ekonomi ve İslam'ın Değerleri

Resim
Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ülkemizin ve İslam'ın değerlerine bağlı bir vatandaş olarak, size bu mektubu büyük bir umut ve sorumluluk duygusuyla yazıyorum. İslam'ın öğretilerine uygun bir ekonomik sistem kurma yolunda önemli adımlar atmamız gerektiğine inanıyorum. Faizli sistemin İslamî öğretilere aykırı olduğunu ve Allah'ın ve Resulü'nün faizi açıkça haram kıldığını bilmekteyiz. Kur'an-ı Kerim'de, Bakara Suresi'nin 275. ayetinde şöyle buyrulmuştur: "Faiz yiyenler, şeytanın çarptığı kimselerin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, 'Alışveriş de faiz gibidir.' demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır." Faiz, adaletsizliği ve toplumsal eşitsizliği besleyen bir araç olarak kullanılmakta, zengin ile fakir arasındaki uçurumu daha da derinleştirmektedir. İslam, adalet ve hakkaniyeti koruma ilkesine dayanır. Faizli sistemde yer almak, bu temel prensiplere ihanet etmek anlamına gelir. Rabbimiz, bize doğru yolu gö

Allah'ın ve Resulü'nün faizi haram kıldığını bilmekteyiz..

Resim
 Ey müminler, Allah'ın ve Resulü'nün faizi haram kıldığını bilmekteyiz. Ancak ne yazık ki, günümüz ekonomik düzeni, faizle borçlanma sistemi üzerine kurulmuştur. Hükümetler, vatandaşlarının adına borçlanarak ekonomik kaynaklara erişir ve bu borçlar, vergiler yoluyla geri ödenir. Bu süreçte, ödediğimiz vergiler hem borcun hem de faizin ödenmesinde kullanılır. Bu durum, adaletsizlik ve eşitsizlik doğurur. Faiz oranları ve borç miktarları, ekonomik dengeleri bozarak yoksulluğu artırır ve zenginleri daha da zenginleştirir. Bu sistem, Allah'ın adaletine aykırı bir düzen oluşturur. Faiz, sadece ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda manevi bir yara ve zulüm aracıdır. Faize dayalı sistem, toplumun zayıf kesimlerini daha da zayıflatır, zengin ile fakir arasındaki uçurumu derinleştirir. İslam, adalet ve merhamet üzerine kurulu bir din olarak, faizsiz ekonomik düzeni teşvik eder. Zekat, sadaka, kar-zarar ortaklığı gibi mekanizmalarla, toplumun her kesiminin hakkını korur ve ekonomik

Faiz konusunda nasıl bu kadar kayıtsız kalabiliyorsunuz?

 Ey müminler, Allah'ın ve Resulü'nün açıkça yasakladığı faiz konusunda nasıl bu kadar kayıtsız kalabiliyorsunuz? Rabbimiz, faizi haram kılmış ve onu en büyük günahlardan biri olarak belirtmiştir. Kur'an-ı Kerim'de, “Allah faizi mahveder, sadakaları ise bereketlendirir” (Bakara, 276) buyrulmuştur. Resulullah (s.a.v.) da faizi yasaklamış ve faize bulaşmanın Allah'a ve Resulü'ne savaş açmak olduğunu belirtmiştir. Peki, nasıl olur da Müslümanlar, bu borca dayalı faizli para sistemine karşı çıkmazlar? Bu, sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda manevi bir sorumluluktur. Faiz, zengin ile fakir arasındaki uçurumu derinleştirir, toplumsal adaletsizliği artırır ve insanları borç batağına sürükler. Faizsiz bir ekonomik düzen, İslam'ın adalet ve merhamet prensiplerine uygun olarak kurulmalıdır. Bugün, Müslümanlar olarak faize dayalı sistemleri sorgulamak, adil ve hakkaniyetli alternatifler oluşturmak zorundayız. İslam'ın ilkeleri doğrultusunda, kar-zarar ort

Allah ve Resulü, faizi açıkça haram kılmışlardır..

 Ey Müslümanlar! Şüphesiz ki Allah ve Resulü, faizi açıkça haram kılmışlardır. Bu, bir sapıklık ve zulümdür. Nasıl olur da sizler, bu yasaklanmış olan faizli sistemde yer alırsınız ve bu günahı işlersiniz? Müslümanlar olarak, adalet ve hakkaniyeti korumakla yükümlüyüz. Faiz, insanları sömürmek ve zenginleri daha da zenginleştirmek için bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu sistemi desteklemek, İslam'ın temel prensiplerine ihanet etmek anlamına gelir. Allah'ın haram kıldığı bir şeyden uzak durmamız gerekir. Yeryüzünde adaleti sağlamak ve insanların haklarını korumak için çaba göstermeliyiz. Faizli para sistemine karşı çıkmak, İslami sorumluluğumuzdur ve bu konuda sessiz kalmak, günahın yayılmasına yardım etmek demektir. Ey Müslümanlar! İmanımızı güçlendirip, adaleti ve hakkı korumak için birlik olmalıyız. Rabbimiz bize doğru yolu göstermiştir, bu yüzden O'nun emirlerine ve Peygamberimizin öğretilerine sımsıkı sarılmalıyız. Faizsiz bir ekonomik sistem kurmak ve insanlığa örnek

Bulan özünü..

 Esselamu Aleykum Aziz Kardeşlerim, Bulan özünü, gören yüzünü, Bir yüzü dahi görmek dilemez. Vuslatta olan, hayrette kalan, Hem benzi solar ağlar gülemez yar * Ben aşkına göster yüzünü Bir kez öpeyim ela gözünü yar Aşık olagör, onun olagör Sadık olagör, meftun olagör * Her şamüseher odlara yanan Hem benzi solan ağlar gülmez Vuslatta olan, hayrette kalan Hem benzi solar, ağlar gülemez. Bu güzel şiir, sevgi ve aşkın derinliklerini, vuslat ve hasretin duygusal yükünü etkileyici bir şekilde ifade ediyor. İslam perspektifinden bakıldığında, bu duyguların ve ifadelerin ruhani bir boyutu olduğunu görmek mümkündür. Sizlere bu konuyu İslami açıdan nasıl anlayabileceğimizi anlatmak istiyorum. Bulan Özünü, Gören Yüzünü İslam’da kişinin kendini tanıması ve özünü bulması, Allah’a olan yakınlığını arttırır. “Bulan özünü” ifadesi, kişinin manevi yolculuğunda kendi içsel benliğini ve Allah’a olan bağlılığını keşfetmesini simgeler. “Gören yüzünü” ise, Allah’ın tecellilerini ve yüceliğini müşahede etmey

Zengin ve varlıklı kesimlerin adil bir vergilendirme sistemine tabi tutulması..

 Esselamu Aleykum Aziz Kardeşlerim, Bugün sizlere, toplumumuzda adaletin ve ekonomik dengenin sağlanması için zengin ve varlıklı kesimlerin adil bir vergilendirme sistemine tabi tutulmasının öneminden bahsetmek istiyorum. İslam’ın adalet ve eşitlik ilkeleri, bu konuyu derinlemesine ele almamızı gerektirir. Adaletin Temeli İslam, adaletin tesisini emreder. Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: "Allah, adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." (Nahl, 90). Bu ayet, İslam’ın adalete verdiği önemi açıkça ifade eder. Toplumda adaletin sağlanması, sosyal huzurun ve barışın temelidir. Zekat ve Vergilendirme İslam, zengin ve varlıklı kesimlerin mallarından zekat vermelerini emretmiştir. Zekat, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda ekonomik dengenin sağlanması için bir araçtır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Mallarınızı zekatla koruyun, hastalarınızı sadaka

3. Dünya Savaşı riski üzerine..

 Esselamu Aleykum Aziz Kardeşlerim, Bugün sizlere, günümüz dünyasında karşı karşıya kaldığımız en büyük tehditlerden biri olan 3. Dünya Savaşı riski üzerine konuşmak istiyorum. Bu konuda İslam'ın bakış açısını ve bizlere düşen sorumlulukları paylaşmak istiyorum. Barışın Önemi İslam, barışı ve huzuru emreder. Allah Teala, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Hep birden barışa girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır." (Bakara, 208). Bu ayet, bizlere barışı koruma ve çatışmalardan uzak durma yükümlülüğümüzü hatırlatır. Savaşın Yıkıcı Etkileri Savaş, sadece maddi yıkım ve can kaybına neden olmaz, aynı zamanda manevi ve sosyal dokuyu da tahrip eder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), savaşın ve şiddetin kötü sonuçlarını defalarca vurgulamış ve ümmetini barış içinde yaşamaya teşvik etmiştir. "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır." buyuran Efendimiz (s.a.v.), bizlere barışı ve insanlığa hizmeti ön planda tu

İslam’ın faizcilik konusundaki katı tutumu..

 Esselamu Aleykum Aziz Kardeşlerim, Bugün sizlerle, İslam’ın faizcilik konusundaki katı tutumunu ve bu konunun neden bu kadar ciddi olduğunu paylaşmak istiyorum. Faiz, İslam'da yasaklanmış büyük günahlardan biridir ve Allah’a ve Resulüne savaş açmak olarak nitelendirilmiştir. Bu ciddi uyarıyı anlamak ve üzerinde düşünmek, Müslümanlar olarak bizim için büyük önem taşımaktadır. Faizciliğin Yasaklanması Kur'an-ı Kerim'de, Allah Teala şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, mevcut faiz alacaklarınızı terk edin. Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resulü ile savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeleriniz sizindir. Ne haksızlık eder ne de haksızlığa uğrarsınız." (Bakara, 278-279). Bu ayet, faizin ne kadar ciddi bir mesele olduğunu açıkça ifade etmektedir. Faiz, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde büyük zararlara yol açan bir uygulamadır. Faizciliğin Zararları Faiz, adaletsizlik ve ekonomik

Demokrasinin İslam'daki yeri hakkında birkaç önemli husus

 Esselamu Aleykum Aziz Kardeşlerim, Bugün sizlere, İstanbul Üsküdar'da yaşanan üzücü bir olay üzerinden, ifade özgürlüğü ve demokrasinin İslam'daki yeri hakkında birkaç önemli hususu paylaşmak istiyorum. Bir vatandaşın, basit bir jestle, yani kalp işareti yaparak, ifade özgürlüğünü kullanma çabasının böylesine olumsuz bir tepkiyle karşılanması gerçekten de üzücüdür. İfade özgürlüğünün korunması ve herkesin düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi, demokrasinin temel taşlarındandır ve bu, İslam'ın da önemli değerlerinden biridir. İfade Özgürlüğü ve İslam İslam, her bireyin düşüncelerini ifade etme hakkını tanır ve bu hakkı korur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Müslümanların birbirlerine karşı dürüst olmalarını ve düşüncelerini özgürce ifade etmelerini teşvik etmiştir. İslam'da zulüm ve haksızlık, en büyük günahlar arasında sayılır. Kur'an-ı Kerim'de Allah Teala şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, anne-babanız ve en yakınl

Konfor alanı, korku alanı, öğrenme alanı ve büyüme alanı konularında İslam'ın bakış açısından birkaç önemli husus..

Resim
 Esselamu Aleykum Aziz Kardeşlerim, Bugün sizlere, konfor alanı, korku alanı, öğrenme alanı ve büyüme alanı konularında İslam'ın bakış açısından birkaç önemli hususu paylaşmak istiyorum. Hayatımız boyunca pek çok farklı alanlarda mücadele ederiz ve her birimizin içinde bulunduğu durumlara göre değişkenlik gösteren bu alanları doğru anlamak, İslam'ın bize öğrettiği değerlerle uyumlu hale getirmek oldukça önemlidir. Konfor Alanı Konfor alanı, kendimizi güvende ve kontrolde hissettiğimiz yerdir. Ancak, İslam bize sürekli gelişim ve ilerleme yolunu gösterir. Konfor alanında kalmak, bazen bizi tembelliğe ve durağanlığa itebilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, “İki günü birbirine eşit olan zarardadır” buyurmuş, sürekli gelişimi ve kendini yenilemeyi teşvik etmiştir. Bu nedenle, konfor alanımızdan çıkmayı ve Allah'ın bize verdiği kabiliyetleri geliştirmeyi hedeflemeliyiz. Korku Alanı Korku alanı, kendine güvensizlik, bahaneler üretme ve başkalarının ne diyeceği endişesi gibi duy

İslam dininin evrenselliği ve kültürel farklılıklar üzerine birkaç önemli husus..

 Esselamu Aleykum Aziz Kardeşlerim, Bugün sizlere İslam dininin evrenselliği ve kültürel farklılıklar üzerine birkaç önemli hususu paylaşmak istiyorum. İslam, tüm insanlığı kucaklayan evrensel prensipler üzerine kurulmuştur ve bu prensipler, barış, adalet ve merhamet gibi değerleri teşvik eder. İslam’ın özü, ırk veya etnik kökene bağlı değildir; bu yüzden Arap kültürü ile İslam dinini birbirine karıştırmamak son derece önemlidir. İslam’ın Evrenselliği İslam, sadece belli bir coğrafyaya veya millete değil, tüm insanlığa hitap eder. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışasınız diye sizi halklar ve kabileler yaptık. Allah katında en üstün olanınız, takvaca en ileride olanınızdır.” (Hucurât, 13). Bu ayet, İslam’ın tüm insanları eşit gördüğünü ve ırk, dil, renk ayrımı yapmadan herkesi kucakladığını açıkça ifade eder. Arap Kültürü ve İslam Arap kültürü, İslam’ın doğduğu coğrafyanın bir parçasıdır ve İslam tarihi bo

Modern Kölelik Nedir?

 Esselamu Aleykum Aziz Kardeşlerim, Bugün sizlere modern kölelik konusundaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. İslam'ın ilk yıllarından beri, adalet ve özgürlük, Müslüman toplumunun temel prensipleri olmuştur. Ancak, günümüzde, birçok insan modern kölelik adı altında sömürülmekte ve haklarından mahrum bırakılmaktadır. Modern Kölelik Nedir? Modern kölelik, insanları fiziksel, ekonomik veya psikolojik olarak kontrol altında tutan ve onların özgürce yaşamalarını engelleyen her türlü uygulamayı kapsar. Bu, zorla çalıştırma, insan ticareti, borç esareti, çocuk işçiliği ve zorla evlilik gibi biçimlerde ortaya çıkabilir. Bu tür uygulamalar, insan onurunu zedeler ve İslam’ın adalet ve merhamet ilkelerine aykırıdır. İslam’da Kölelik ve Adalet Yüce Rabbimiz, Kur'an-ı Kerim'de kölelere iyi davranmayı ve onları özgür bırakmayı teşvik eder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise köleleri serbest bırakma ve onların haklarını koruma konusuna büyük önem vermiştir. İslam, insanların eşit olduğun

Müslüman’ın Müslüman’a kin duyması konusu..

 Esselamu Aleykum Aziz Kardeşlerim, Bugün sizlere, Müslüman’ın Müslüman’a kin duyması konusundaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. İslam dini, kardeşlik, sevgi ve merhamet dini olup, kin ve nefret duygularına yer vermemektedir. Müslümanlar olarak, aramızdaki bağları güçlendirmek ve birbirimize olan sevgimizi artırmak zorundayız. Kardeşlik ve Birlik Yüce Rabbimiz, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz." (Hucurat, 10). Bu ayet, Müslümanların kardeş olduğunu ve aralarındaki sorunları barış ve adaletle çözmeleri gerektiğini açıkça ifade eder. Kardeşlik bağı, İslam toplumunun temel taşlarından biridir ve bu bağı güçlendirmek, aramızdaki sevgiyi artırmakla mümkündür. Kin ve Nefretin Zararları Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Birbirinize buğzetmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olun."

Müslümanın en güçlü silahı olan duanın önemi..

 Esselamu Aleykum Aziz Kardeşlerim, Bugün sizlere, Müslümanın en güçlü silahı olan duanın öneminden bahsetmek istiyorum. Dua, bir Müslümanın Allah'a en yakın olduğu anlardan biridir. Dua, Yüce Rabbimizle aramızdaki bağın en güçlü göstergesidir ve bu bağ, bizlere huzur, güç ve umut verir. Dua'nın Önemi ve Anlamı Dua, kulun Rabbine olan ihtiyacını ve acziyetini ifade etmesidir. Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Bana dua edin, size karşılık vereyim." (Mümin, 60). Bu ayet, Allah'ın dualarımıza cevap vereceğinin kesin bir teminatıdır. Dua, kalplerimizi Allah'a açtığımız, O'na sığındığımız ve O'ndan yardım dilediğimiz en özel andır. Dua'nın Gücü Dua, Müslümanın zorluklar karşısında en büyük desteğidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Dua müminin silahıdır, dinin direğidir ve göklerin ve yerin nurudur." (Hadis-i Şerif). Dua, her türlü sıkıntıda, belada ve zorlukta müminin sığınacağı en güçlü kaledir. Dua ile Rabbi