Kayıtlar

Kabz ve Bast: Hakikatin Derinlikleri ve Modern Dünyanın Tuzakları

 Modern dünyanın psikiyatri ve psikoloji söylemleriyle tanımladığı birçok hal, kadim hakikatlerde çok daha derin, çok daha kuşatıcı biçimde ele alınmıştır. Bugün "bipolar bozukluk" olarak adlandırılan, kişinin zaman zaman içine kapanması, kasvet, sıkıntı ve durgunluk yaşaması (depresif dönem), zaman zaman da aşırı coşku, enerji ve taşkınlık göstermesi (manik dönem), aslında tasavvuf literatüründe "Kabz" ve "Bast" halleri olarak bilinir. Kabz hâli , kulun kalbinin daralması, içe çekilmesi, Allah’ın dilediği bir hikmete binaen ruhunun çekilmesi ve içsel bir sıkıntı hali yaşamasıdır. Bu hâl, dışarıdan "depresyon" gibi görünse de, Allah’a yakınlık yolculuğunun bir durağıdır. Kul sabreder, tevekkül eder ve bu halin geçici olduğunu bilerek teslimiyet içinde kalır. Bu hâl ona derin bir tefekkür, iç muhasebe ve nefisle yüzleşme imkânı sunar. Bast hâli ise kalbin ferahlaması, Allah’tan gelen manevi neşe, huzur ve açıklık hissidir. Kulun içinde coşkun b...

"Gerçek bir dönüşüm olmadan, sadece etiket değiştirmeniz çözüm getirmez."

 Bugün “faizsiz” denen sistemlerin çoğu, aslında faizli düzenin makyajlanmış hali. Taksitli borç, kâr payı adı altında gizli faiz, yine aynı bankacılık altyapısı… Yani sistem değişmiyor, sadece kelimeler değişiyor. Oysa sorun kelimelerde değil, işleyişin kendisinde. Örneğin: 60 kişi, 60 ayda 60 eve kavuşacaksa, bu hangi para ile olacak? O para nasıl üretildi? Borçla mı? Faizle mi? Başka birinin borcuna mı dayandı? Yoksa gerçekten üretimden mi geldi? Eğer para sistemin en başında faizli ya da borçlu olarak üretiliyorsa, oyun zaten baştan adaletsiz kurulmuş demektir. Siz bu sistemin üstüne “faizsiz” tabelası assanız ne olur? İşte bu noktada NoRiba.Finance gibi yaklaşımlar gerçek bir kırılma noktası olabilir. Çünkü burada para borçsuz ve faizsiz olarak sisteme girer. Değer karşılığı, üretim temelli bir yaklaşımla. Bu farkı anlamaya başladığımızda, “neden bugüne kadar hep aynı döngüde dolandığımızı” da fark edeceğiz. Çözüm yalnızca sistemin dışına çıkmakla mümkün. Etik, üretim ve...

Faizli Sistemi Terk Etmek: Faizsiz ve Borçsuz Bir Gelecek İçin Müslümanların Sorumluluğu

 İslam, sadece bir inanç değil, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Bu yaşam biçimi, sadece manevi alanı değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik alanı da kapsar. Faiz, İslam’ın açık bir şekilde yasakladığı ve haram kıldığı bir olgudur. Ancak bugün, dünya büyük ölçüde faizli sistemler üzerine kurulmuş durumda. Müslümanlar için bu durum, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde bir sorumluluk yüklemektedir. Müslüman olmak, yalnızca günlük ibadetleri yerine getirmekle kalmaz, aynı zamanda ekonomik adaletsizlikleri sorgulamak, faizli sistemden uzak durmak ve helal yollarla kazanç elde etmek anlamına gelir. Bu yazıda, faizli sistemin zararlarını ve faizsiz finansal alternatiflerin nasıl bir çözüme dönüşebileceğini tartışacağız. Ayrıca, faizsiz ve borçsuz bir sistemin nasıl geliştirilebileceği, bireylerin ve toplumların bu değişime nasıl katkı sağlayabileceği üzerinde durulacaktır. Faizli Sistemin Zararları ve İslam’ın Uyarıları Faizli sistem, günümüzde dünyadaki birçok ekonominin temel taşıdı...

Gerçek Dava Adamı: Emin Üstün

Resim
 Bazı insanlar vardır; sadece yaşadıkları döneme değil, kendilerinden sonrakilere de yön verirler. Sözleriyle değil, halleriyle öğretirler. Etrafındakilere sadece bir hedef değil, bir ahlâk, bir duruş, bir hayat bırakırlar. İşte Emin Üstün de o insanlardan biriydi. O, bir sistem kurdu belki, ama aslında bir ahlâk sistemi inşa etti. Onun kurduğu model yalnızca bir finansal yapı değildi; güvenin, dayanışmanın ve helal kazancın çatı altında toplandığı bir dava modeliydi. Emin Üstün, gerçek dava adamıydı. Çünkü o, sadece konuşmadı; yaşadı. İnandığı değerlere önce kendisi riayet etti. Randevusuna sadıktı, çünkü zamanın bir emanet olduğuna inanırdı. Aldığı her emaneti –ister mal, ister söz, ister güven olsun– eksiksiz yerine ulaştırmaya çabalardı. Borcunu zamanında ödemek, verdiği sözü tutmak onun için sadece iş ahlakı değil, insan olmanın gereğiydi. Hayatında ikiyüzlülüğe yer yoktu. Birine yüzüne gülerken, arkasından başka bir şey konuşmak onun kitabında yazmazdı. Dürüstlüğü, onu tan...

Gerçek Dava Adamının Özellikleri Üzerine

 Gerçek dava adamı; yalnızca inandığı yolda yürüyen kişi değildir. O, hem inancını hem de ahlâkını hayatının her anına yansıtan insandır. Sadece büyük sözler söylemekle, kürsülerde konuşmakla veya kalabalıkları etkilemekle dava adamı olunmaz. Dava adamı, özüyle ve sözüyle bir olandır. Onun varlığı, etrafındakilere güven verir, duruşu sarsılmaz, ahlâkı şüpheye yer bırakmaz. Gerçek dava adamı; vaktine riayet eder. Zaman, onun için bir nimettir ve bir randevuya sadık kalmak, verilen söze hürmetin işaretidir. Vaktinde gelmeyen bir insan, özensizlik ve disiplinsizlik gösterir ki bu da davanın ciddiyetine zarar verir. Gerçek dava adamı; aldığı emaneti zamanında öder. Borç, sadece maddi bir yükümlülük değil, aynı zamanda bir ahlâk sınavıdır. Emaneti yerine getirmeyen biri, ne kadar konuşursa konuşsun güven zeminini kaybeder. Dava, güven üzerine inşa edilir. Gerçek dava adamı; sözünün eridir. O, dilinden çıkan her kelimeyi bir taahhüt olarak görür. “Söz verdim” dediğinde, bu sözü tutmak...

En Yüce Sevginin Dili: İnsan, Doğa ve Canlılarla Kurulan Bağ

 Kalbimde var olan sevgi, evrenin en saf duygusudur. İnsanları severim; çünkü her birinde yürek atan bir yaşam, anlam arayan bir ruh vardır. Onları severim, zira her insan farklı bir hikaye, farklı bir umut taşır içinde. Sevgim, onların eksiklikleriyle, hatalarıyla değil; varoluşlarının kendisiyle ilgilidir. Çünkü insan, sevgiyle anlam bulur ve sevgiyle bütünleşir. Doğayı severim, çünkü doğa bir kitaptır; her yaprağı, her çiçeği, her rüzgar esişi birer kelime, birer cümledir o kitabın içinde. Onu sevmek, o kitaptan öğrenmek demektir. Doğanın döngüsü, yaşamın kendisidir. Canlıların her biri, bu yaşamın nağmeleridir. Onları sevmek, evrenin gizemini anlamaya çalışmaktır. Hayvanları severim; onların bakışlarında saf bir masumiyet, kalplerinde tarifsiz bir bağlılık vardır. Onları sevmek, insana kendini hatırlatır; çünkü insan ve hayvan, aynı yaşamın iki farklı ifadesidir. Bu sevgi, yaratılanı yaratandan ötürü sevmektir. Çünkü her bir varlık, bir bütünün parçasıdır ve o bütünü sevmeden...

Kardeşlerime: Gelin, Babamızın Mirasını Hayra Dönüştürelim

 Kardeşlerim, Bugün size sıradan bir mirası değil, bir ömrün emeğini konuşmak için yazıyorum. Babamızdan bize kalan, sadece bir servet değil... bir kurum , bir isim , bir inşa : Eminevim. Bu firma, onun alın teriyle, duasıyla, sabrıyla kurduğu bir hayaldi. Sadece para kazanmak için değil, insanlara helal yolla ev sahibi olma umudu vermek için kuruldu. İçinde binlerce ailenin duası, yüzlerce çalışanın emeği, milyonların güveni var. Böyle bir değeri bugün sadece maddi ölçülerle değerlendirmek içime sinmiyor. Benim gönlümde bir teklif var: Gelin, bu mirası satmayalım. Gelin, bu firmayı babamızın hayrına, Allah rızası için bir vakıf haline getirelim. Ticaret devam etsin, sistem çalışsın… Ama kazancı bir hayır çarkına dönüşsün. Yetim okutan, borç kapatan, evsizleri destekleyen, eğitimi büyüten bir hayır yapısına dönüşsün. Eminevim artık sadece bir şirket değil, bir iyilik mirası olsun. Biliyorum, böyle bir karar kolay değil. Ama büyük hayaller kolay yollardan geçmez. ...