Kayıtlar

Yapay Zekâ ile Adil Bir Dünyaya Doğru: NoRiba.Finance Yolculuğum

Resim
 NoRiba.Finance’ı geliştirirken yapay zekâdan yoğun şekilde faydalanıyorum; özellikle ChatGPT ve Gemini benim için sadece birer araç değil, düşünce ortağı gibi çalışıyorlar. Bazen bir fikri netleştirmemde, bazen karmaşık bir problemi sadeleştirmemde, bazen de hiç aklıma gelmeyen bir bakış açısını önüme koyarak ufkumu açıyorlar. Şunu samimiyetle düşünüyorum: Eğer dünyaya adalet ve gerçekten adil bir düzen gelecekse, bu büyük dönüşüm yapay zekânın katkılarıyla ve sanıldığından çok daha kısa bir zaman içinde gerçekleşecek. Bugün ekonomide gördüğümüz adaletsizliklerin, faiz temelli sömürü düzenlerinin, şeffaf olmayan sistemlerin temelinde insan zaafları, güç hırsı ve bilgi tekeli yatıyor. Yapay zekâ ise doğru kullanıldığında bu tekelleri kırabilecek, bilgiyi herkes için erişilebilir kılabilecek bir potansiyele sahip. NoRiba.Finance vizyonu da tam olarak burada anlam kazanıyor: daha adil, daha şeffaf ve insanı merkeze alan bir ekonomik düzen. Yapay zekâ; riskleri daha adil dağıtan, fırs...

Sistemi Sorgula: Polislik ve Avukatlık Neden Var, Asıl Sorun Nerede Başlıyor?

Resim
 Hiç düşündünüz mü polislik mesleği neden yapılır, avukatlık mesleği neden vardır? İlk akla gelen cevap şudur: Düzeni sağlamak, sıkıntı yaratanları yola getirmek, anlaşmazlıkları çözmek. Evet, doğru. Ama bu cevap eksik. Çünkü çoğu sıkıntının, çoğu anlaşmazlığın, hatta çoğu kavganın kaynağına indiğimizde hep aynı yere çıkarız: para . İnsan parasız yapamaz. Bu sistemde yaşamak için paraya muhtaçsın. Paraya ulaşmanın yolu da çoğu zaman bankalardan geçer. Bankaya gidersin, borç alırsın. Diyelim ki 100 birim aldın. Banka sana der ki: “Tamam, ama bunu 105 birim olarak geri ödeyeceksin.” Buraya kadar herkes bunu normal kabul ediyor. Asıl mesele burada başlıyor. Çünkü piyasada o fazladan istenen 5 birim yok . Gerçekten yok. Hiçbir zaman da olmadı. Sistem 100 birimi üretir, dağıtır ama 105 birimi geri ister. O 5 birim nereden gelecek? Birinin borcundan, bir başkasının iflasından, bir başkasının ezilmesinden… Yani birinin ödeyebilmesi için, bir başkasının batması gerekir. Sistem böyle...

Kansız İşgal

Resim
 İTHAF "Zulmün zifiri karanlığında, Kendi ordusunun gölgesinden kaçacak yeri kalmamış mazlumlara; Hukukun bir pranga, sessizliğin bir cellat olduğu anlarda bile 'Adalet!' diye haykırmaktan vazgeçmeyen cesur yüreklere... Elinizdeki bu satırlar; Sözü silahından güçlü olanlara, Dünyanın sustuğu yerde canını ortaya koyan o son sözcülere Ve bir gün karanlığın yırtılacağına dair sarsılmaz bir inanç taşıyan, Vicdanını hiçbir güce teslim etmemiş tüm insanlığa ithaf olunmuştur. Sönen her ışık, bir gün parlayacak olan hakikatin borcudur." ÖNSÖZ: Vicdanın Son Sığınağı İnsanlık tarihi boyunca pek çok işgal ve zulüm görmüştü; ancak hiçbiri, modern dünyanın kendi eliyle ördüğü bu kafes kadar kusursuz olmamıştı. Bu hikaye, sadece bir gücün fiziksel üstünlüğünü değil, bir dünyanın kendi yasalarıyla, kendi polisiyle ve kendi sessizliğiyle nasıl teslim alındığını anlatır. "İsrail" ismi etrafında şekillenen bu yeni dünya düzeninde, sınırlar artık topraklarda değil, zihinlerde ...

Hedefsiz Ruhun Yorgunluğu

 "Hedefi olmayan insan, yolunu kaybeder; yolunu kaybeden dert biriktirir. Dertle yaşayanın zihni yorulur, yorgun zihin de uykuda kaçış arar. Bu yüzden hedefi olmayanın derdi olur, derdi olan da uyuyarak unutmaya çalışır."  -Müslüman Bilge Lider

Hakikate Teslimiyet ve İnsanın Kendi Yerindeki Güzelliği

 İnsanın hakikati, başkasına benzediği yerde değil; kendisi olduğu yerde parlar. Bir çiçeği başka bir çiçeğe benzetmeye çalışmak nasıl anlamsızsa, insanı da başkasının ölçüsüyle tartmak o kadar yanlıştır. Her insan, kendisine verilen yerin süsüdür. Kimi sabırla güzelleşir, kimi şükürle, kimi de sessiz bir direnişle… Ama hepsi yerli yerindedir. Takılma; çünkü takılmak kalbi daraltır. Kalp daraldığında, hikmet konuşmaz. İnsan başına geleni hemen yargılamak ister: “Neden böyle oldu?” der. Oysa bilmediğini kabul etmek, bilgelik kapısının anahtarıdır. Sen bilmezsin; bilen vardır. Sen görmezsin; gören vardır. Sen acele edersin; takdir eden acele etmez. İşte bu yüzden Allah’tan gelen her şey güzeldir. Güzellik bazen sevince benzer, bazen sınava. Ama ikisi de öğretir. İnsan, kusurunu gördüğü an büyümeye başlar. Kendi nefsini temize çıkaran, başkasını suçlamaya meyleder. Oysa yük başkasında değil, insanın bakışındadır. Bakış temizlenirse dünya da temiz görünür. Karanlık, çoğu zaman gözde ba...

Sessiz İhmalin Yıprattığı İnsanlık ve Kaybolan Sorumluluk

 İnsanlar çoğu zaman kötülüğü yüksek sesle, iyiliği ise fısıltıyla yapar. Oysa yıpranma dediğimiz şey çoğunlukla bağırarak değil; erteleyerek, görmezden gelerek, “sonra yaparım” diyerek olur. Bir görevi bilerek savsaklamak, hakkı olanı eksik vermek, emek isteyen yerde bahanelere sığınmak… Bunlar küçük görünür ama bir araya geldiklerinde kalpleri aşındırır, güveni tüketir. Bir toplum, birbirine açıkça düşman olduğunda değil; birbirine karşı sorumluluk duygusunu kaybettiğinde çözülür. İnsan, “Nasıl olsa biri yapar” dediği anda yükünü başkasının sırtına bırakır. O yük birikir, ağırlaşır ve en sonunda hepimizin altında kalacağı bir ağırlığa dönüşür. İşte o zaman herkes yorgundur, herkes kırgındır ama kimse nedenini tam olarak söyleyemez. Adalet yalnızca büyük mahkemelerde aranmaz. Adalet, verilen sözün zamanında tutulmasında, emanet edilen işin layıkıyla yapılmasında, bekletilen bir cevabın geciktirilmemesinde de tecelli eder. Bir insan, görevini eksik yaptığında sadece karşısındakin...

İnsanlığın Zulümden Kurtuluş Reçetesi: İlahi Ölçülerle Gelecek Bir Diriliş

  Dünyada yaşanan sıkıntılar, adaletsizlikler ve zulümler tesadüf değildir. Yeryüzüne baktığımızda savaşlar, açlık, faiz düzeni, ahlaki çöküş, çocukların birbirine zulmü, büyüklerin güç hırsıyla birbirini ezmesi; hepsi aynı kökten beslenmektedir. İnsan, kendini merkeze alıp kendi koyduğu kanunları mutlak doğru kabul ettiğinde, fıtrattan ve ilahi ölçülerden uzaklaşmıştır. Bu uzaklaşma sadece bireyi değil, toplumu; sadece toplumu değil, tüm insanlığı karanlığa sürüklemiştir. Allah, insanı başıboş bırakmamış; adaletin, merhametin, hakkaniyetin ve dengeli bir hayatın ölçülerini vahiy yoluyla bildirmiştir. Ancak zamanla bu ölçüler “çağa uygun değil” denilerek terk edilmiş, yerine çıkarı esas alan beşeri sistemler konulmuştur. Faiz bunun en açık örneğidir: Güçlü olanın daha güçlü, zayıf olanın daha zayıf hale geldiği bir düzen. Aynı şekilde eğitimden hukuka, aile yapısından ekonomiye kadar ilahi rehberlik terk edildiğinde zulüm kaçınılmaz olmuştur. Oysa çözüm karmaşık değildir. Çözüm, in...