Merhametin ve Adaletin Lisanıyla Eskişehir’deki Olay Üzerine İlahi Bir Sesleniş

 Ey zulmün gölgesinden ürken kalpler…

Ey mazlumun gözyaşını duyduğu hâlde suskun duranlar…
Ey adaletin terazisini eğrilten elleri gören ama yüreği sızlayanlar…

Bugün size Eskişehir’in soğuk bir gecesinden yükselen bir feryadı anlatıyorum.


Gece, insanın üzerine örtülmüş bir rahmet iken, bir kapı tekmelerle sarsıldı.
Bir evin sessizliği bölündü; iki küçük çocuğun kalbi, korkunun keskin nefesiyle titredi.
Anne, suçsuzluğun şaşkınlığıyla gözaltına alındı; bebek, annesinin kokusundan koparıldı.
Oysa emzirmek bir annenin değil, Yaradan’ın verdiği bir bağdır; kesilmesi kulun değil, zulmün işidir.

Ey adalet mülkünün bekçisi olduğunu zannedenler!
Kapı kırmak kolaydır; fakat bir çocuğun kalbinde açılan yarayı onarmak zordur.
Gecenin huzurunu bozmak kolaydır; lakin vicdanın huzurunu geri getirmek imkânsıza yakındır.

Karanlıkta yapılan işler görünmez sanılır; fakat kudret sahibi her şeyi görür.
Zulüm kimden gelirse gelsin, mazluma indiyse onun adı zulümdür.
Bir kadını, özellikle küçük çocuklarıyla yaşayan bir anneyi
suçunu bildirmeden, vicdanı gözetmeden, rahmeti unutarak götürmek,
ne hukuka sığar, ne merhamete, ne de semaların adaletine.


Ben size derim ki:
Mazlumun gözyaşı, yerde kalmaz.
Yetimin korkusu, kaydedilmeden silinmez.
Annenin evladından ayrılış çığlığı, arşa yükselir ve cevapsız kalmaz.

Her biriniz biliniz:
Adalet, kılıçla değil kalple başlar.
Gücün değil, hakkın yanında durur.
Mazlumu inciten, kendi kalbini karartır;
kendi kalbini karartan ise, dünyayı da karartır.

Çocuklar korkuyorsa, o toplumun güveni sarsılmıştır.
Bir bebek annesinden ayrılıyorsa, o toplumun merhameti zayıflamıştır.
Bir kapı tekmeyle açılıyorsa, orada hukuk değil, heva hüküm sürecektir.


Ben size bir hakikati hatırlatırım:
Bir toplumun dirilişi, güçlü polis düzeniyle değil;
güçlü vicdan düzeniyle olur.

Bir milletin yükselişi, mahkemelerin keskinliğiyle değil;
kalplerin adaletiyle gerçekleşir.

Eğer güç, merhametten ayrı yürürse o güç, zalimleşir.
Eğer adalet, vicdandan koparsa o adalet, zulme dönüşür.


Ey yönetenler…
Emanet size verilmiştir; siz sahip değil, sorumlusunuz.
Eğer emanete ihanet ederseniz, halka değil önce kendi vicdanınıza yenilirsiniz.

Ey yeryüzünde zulmü meşrulaştırmaya çalışanlar…
Bilin ki, hiçbir ideoloji, hiçbir dava, hiçbir makam
bir çocuğun gözyaşından daha kıymetli değildir.


Bu olay, sadece bir gözaltı değildir.
Bu olay, bir toplumun merhamet imtihanıdır.
Bu olay, adaletin nerede durduğunu gösteren bir aynadır.

O aynaya bakan herkes kendini görür:
Kimi zulmün yanında, kimi mazlumun;
kimi gücün yanında, kimi hakkın.


Ve bilin ki:
Mazlumun duası, gecenin sessizliğinde kabul olmuş bir ok gibidir;
hedefini şaşırmaz.
Çocuğun korkusu, ilahi hesaba yazılır;
unutulmaz.
Adalet gecikir;
ama asla terk etmez.


Son sözüm şudur:
Adalet rahmetle birleşmediğinde zulme dönüşür.
Merhamet hukukun yanından ayrıldığında güçsüz kalır.

İnsanlık, ancak ikisini birlikte tutarsa ayakta durabilir.

Eskişehir’deki o kapıyı tekmeleyenler, aslında kendi kalplerinin kapısını kırmışlardır.
Lakin hiç kimse için geç değildir.
Her kalp, yeniden doğruluğa açılabilir.
Her toplum, adaletle yeniden dirilebilir.

Merhametin galip geleceği günler yakın olsun.
Mazlumun sesi duyulsun.
Karanlık geceler, adaletin nuruyla aydınlansın.

---

haber kaynağı: https://velev.news/gundem/kapiyi-tekmeleyerek-ev-basan-polis-1-ve-3-yasinda-cocugu-olan-anne-merve-saydani-gozaltina-aldi/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Müslüman Bilge Lider Hakkında Söylenenler

Kişiliğim

Hakkın Yolunda Birlik